6/2/2006 ·

CİHAD EMİRİ

MADDE - 51: Cihad emirinin dairesi şu dört daireden oluşur: Hariciye dairesi, Harbiye dairesi, İç güvenlik dairesi, Sanayi dairesidir. Bunları denetleyen ve yürüten cihad emiridir.

MADDE - 52: Hariciye dairesi, İslâm devleti ile yabancı devletler arasındaki alakaları ilgilendiren dış işleri üstlenir. Bu işler ne olursa olsun.

MADDE - 53: Harbiye dairesi, silahlı kuvvetlerle ilgili olan bütün işleri üstlenir. Ordu, polis, donatım, techizat, askeri işleri ve benzeri hususları üstlendiği gibi askeri okullar ve askeri burslarla da ilgilenir. Yine orduya İslâm kültürü ve genel kültürlerden gerekli olan kültürü temin etmek işiyle de ilgilendiği gibi savaş için ve savaşa hazırlıkla ilgili bütün işleri de yürütür.

MADDE - 54: İç güvenlik dairesi, güvenlikle ilgili olan her işi yapmayı üstlenir. Silahlı kuvvetler aracılığıyla memleketlerde güvenliği koruma işini üstlenir. Güvenliği korumak için de polis baş vasıta olarak kullanılır.

MADDE - 55: Sanayi dairesi, Sanayi ile ilgili bütün işleri yürütür. İster motor ve makine sanayi, araba, uçak, imalat sanayi kimyevi madde sanayi ve elektronik sanayi gibi ağır sanayi olsun, ister hafif sanayi olsun, ister kamu mülkiyetine dahil olan fabrikalar olsun, ister ferdi mülkiyete dahil olan harp sanayi ile ilgili fabrikalar olsun. Nitekim bütün fabrikalar ve bütün türleri harp siyaseti üzerine kurulmalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6/2/2006 ·

TENFİZ MUAVİNİ

MADDE - 48: Halife, işleri yerine getirmek, uygulamak için bir muavin (Tenfiz Muavini) tayin eder. Onun işi yönetimden değil, idari işlerdendir. Onun dairesi dahili ve harici cihetler için halifeden çıkan hususları onlara ulaştırmak ve bu cihetlerden gelen şeyleri halifeye ulaştırmak için kurulmuş bir sistemdir. İşte bu sistem halife ile diğerleri arasında bir iletişim aracıdır.

MADDE - 49: Tenfız muavininin müslüman olması şarttır. Çünkü kendisi halifenin iç (yakın) çevresinde bulunan kişilerdendir.

MADDE - 50: Tenfiz muavini, tefviz muavini gibi halife ile doğrudan temas halinde bulunur. Muavin sayılır. Fakat onun muavinliği yönetimde değil tenfizde/ uygulamadadır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6/2/2006 ·

TEFVİZ MUAVİNİ

MADDE - 41: Halife yönetim mesuliyeti taşıyacak tefviz muavini tayin eder. Bu muavine kendi görüşüne ve içtihadına göre işleri yürütme yetkisi verir.

MADDE - 42: Halife olma şartları, yani Erkek olmak, Müslüman olmak, Hür olmak, Baliğ olmak, Akil olmak ve Fasık değil Adaletli olmak şartları, Tefviz Muavini için de şarttır. Bunlara ilaveten kendisine vekalet olarak verilen işlerde ehil olması şarttır.

MADDE - 43: Tefviz Muavinin tayini şu iki hususu kapsamalıdır: Birincisi, umumi gözetme. İkincisi ise, naibliktir. Bunun için halifenin ona "Seni kendi yerime vekil tayin ettim" demesi gerekir. Ya da naiblik ve umumi gözetmeyi içeren manada söz söylemesi lazımdır. Şayet söz konusu tayin bu şekilde olmazsa muavin sayılmaz. Ancak bu tür bir tayinle tefviz muavininin yetkilerine sahip olur.

MADDE - 44: Tefviz Muavininin işi, infaz ettiği tayin ve atamalarla yürüttüğü işleri Halife ile görüşüp ona gösterir ki yetkisi Halife gibi olmasın.. İşte onun işi, görüşünü Halifeye bildirmek ve kendisine Halife tarafından verilecek emirleri yerine getirmektir.

MADDE - 45: Halife, Tefviz Muavininin işlerini ve yerine getirdiği hususları gözden geçirmelidir ki bunlardan doğru ve uygun olanı kararlaştırsın, hatayı düzeltsin. Çünkü ümmetin yürütme yetkisi Halifeye vekalet olarak verildi. Ve Halifenin içtihadına bırakıldı.

MADDE - 46: Tefviz Muavini bir iş hakkında plan hazırlar ve Halife bunu onaylarsa onu noksansız ve fazlasız Halifenin onayladığı şekilde yerine getirir. Eğer halife sözünden döner ve muavin de uyguladığı şeyden göre dönmeye itiraz ederse bakılır; itiraz şayet muavinin usulü vechiyle yerine getirdiği hükme veya yerine bıraktığı bir malla ilgili ise muavinin icrası geçerli olur. Çünkü esasta bu icra halifenin bir görüşüdür. Halife, yerine getirdiği hükmü veya harcadığı malı geri alamaz. Eğer muavinin yaptığı iş bunlar dışında olup, bir vali tayin etmek veya bir ordu techiz etmek gibi bir iş olursa, halife muavine itiraz edebilir. Bu durumda halifenin görüşü yürütülür. Ve muavinin icra ettiği iş kaldırılır. Çünkü halife kendi işleriyle ilgili böyle hususlardan dönme hakkına sahip olunca, onun bu hakka muavinin işlerinde de sahip olması gayet tabiidir.

MADDE - 47: Tefviz Muavini dairelerden herhangi birine veya işlerin özel bir kısmına tahsis olunmaz. Çünkü kendisine verilen vekalet geneldir. Doğrudan idari işleri yürütmez. Onun idarî organı (daireler sistemi) denetimi genel olur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6/2/2006 ·

HALİFE

MADDE - 24: Halife, otorite ve şeriatı uygulamada ümmetin vekilidir.

MADDE - 25: Halifelik; rıza ve seçeneğe dayanan bir akittir. Bunu kabul etmeyen hiç bir kimse zorlanamaz, yine hilâfeti yürütecek kimseyi seçmek için hiçbir kimse zorlanamaz.

MADDE - 26: Akil ve baliğ olan erkek veya kadın her müslüman halifeyi seçmek ve ona biat etmek hakkına sahiptir. Müslüman olmayanların bunda hakkı yoktur.

MADDE - 27: İn'ikad biatı (halifeyi belirleme biatı) kendileriyle tamamlananların biatıyla bir kimse üzerine halifelik sözleşmesi tamamlanınca, geri kalanların biatı, itaat biatı olup in'ikad biatı olmaz. Kendisinde bu biat yani itaat biatı hususunda baş kaldırma hali görülen, biat etmeye zorlanır.

MADDE - 28: Müslümanlar tarafından usulüne uygun bir şekilde nasbedilmedikçe hiç bir kimse halife olamaz. İslâm'da herhangi bir akid gibi şer’î esaslar dahilinde halifeliği kendisinde tamamlanmayan hiçbir kimse halifenin yetkilerine sahip olamaz.

MADDE - 29: İn'ikad biatıyla biat edecek ülke veya memleketlerin otoritesinin tamamen müslümanların otoritesine dayanması şarttır. Herhangi bir kafir devlete dayanmamalıdır. Ayrıca ülkedeki bütün müslümanların harici ve dahili güvenliği küfrün güvenliği altında değil İslâm güvenliği altında olmalıdır. Fakat sadece itaat biatı yapmış olan memleketlerde aynı şartlar aranmaz.

MADDE - 30: Halife olarak biat edilecek kimsede sadece in'ikad şartlarının tamamlanması şarttır. Tercih şartlarının tahakkuku şart değildir. Çünkü asıl olan in'ikad şartlarıdır.

MADDE - 31: Bir kimsenin üzerine halifelik sözleşmesinin gerçekleşebilmesi için yedi şart aranır. Bunlar: Erkek, Müslüman, Hür, Baliğ, Akil, Fasık değil adeletli ve Hilâfet yükünü taşıyabilecek güçte olmasıdır.

MADDE - 32: Ölüm, istifa veya azil sebepleriyle halifelik makamı boşaldığı zaman boşalma tarihinden itibaren üç gün içinde yerine yeni bir halife nasbetmek farzdır.

MADDE - 33: Halifeyi nasbetme metodu şöyle olur:

A- Ümmet meclisindeki müslüman üyeler halifelik için adayların sayısını sınırlandırır. İsimleri açıklandıktan sonra banlardan birinin seçilmesini müslümanlardan ister.

B- Seçim neticeleri açıklanır. Adaylardan en çok kimin oy aldığını müslümanlar öğrenmiş olurlar.

C- Müslümanlar, halife olarak en çok oy alana Allah'ın Kitabı ve Resulü’nün Sünnetiyle amel etmek üzere biat etmeye başvururlar.

D- Nasb haberi, ismiyle birlikte kendisinde halife olarak nasbedilmesine ehil kılan sıfatların mevcut olduğu bildirilerek, bütün ümmetin haberdar olabilmesi için biat işlemi tamamlandıktan sonra kimin müslümanların halifesi olduğu halka ilan edilir.

MADDE - 34: Halifeyi nasbeden ümmettir. Fakat in'ikad biatı şer’î şekilde olmuşsa ümmet azletme yetkisine sahip değildir.

MADDE - 35: Halife devlettir. Devletin bütün yetkilerine sahiptir. Şöyle ki:

A- Benimsediği şer’î hükümleri yürürlüğe koyar. Bu takdirde bunlar itaat edilmesi lazım gelen kanunlar olur. Bunlara muhalefet caiz olmaz.

B- Devletin iç ve dış siyasetinden sorumludur. Orduya kumanda eder harp ilan etmek hakkına sahip olduğu gibi sulh, ateşkes ve diğer anlaşmaları yapma hakkına da sahiptir.

C- Yabancı elçileri kabul ve reddetmek ona aittir. Müslüman elçileri tayin ve azleder.

D- Muavinleri ve valileri tayin ve azil eder. Esasen bunların hepsi kendisine karşı sorumlu oldukları gibi ümmet meclisine karşı da sorumludurlar.

E- Başkadıyı, daire müdürlerini, ordu komutanlarını, alay komutanlarını tayin ve azleder. Bunların hepsi de kendisine karşı sorumludurlar, ümmet meclisine karşı sorumlu değildirler.

F- Şer’î hükümlere göre devlet bütçesine ait şer’î kanunları benimser. İster gelirler ile isterse giderler ile alakalı olsun, her hususta gerekli meblağı ve bütçe fasıllarını tespit eder.

MADDE - 36: Halife, hükümleri benimseme hususunda şer’î hükümlere bağlıdır. Şer’î delillerden sahih olarak çıkartılmayan bir hükmü benimsemesi haramdır. Benimsediği hükümler, içtihadla ilgili hükümleri çıkartma metodu ile kayıtlıdır. Bu nedenle benimsediği, hükümleri çıkartma metoduna aykırı çıkartılmış bir hükmü benimsemesi caiz olmadığı gibi, benimsediği hükümlere aykırı bir emir vermesi de caiz değildir.

MADDE - 37: Halifenin halkın işlerini yürütme yetkisi kendi ictihadı ve görüşü dahilinde mutlaktır. Devletin işlerinin yürütülmesi ve halkın işlerinin gözetimi için ihtiyaç duyduğu her hususta mubahlardan benimseme yapması hakkı vardır. Şu var ki menfaat bahanesiyle herhangi bir şer’î hükme muhalefet etmesi caiz değildir. Örnek olarak; Gıda maddelerinin azlığını bahane göstererek bir ailenin birden fazla çocuk edinmesine mani olamaz. İstismarı önlemek bahanesiyle insanları fiyat tahdidine tabi tutamaz. Maslahat ya da işlerin gözetimi bahanesi ile bir kâfir ya da kadını vali tayin edemez. Bu türden şeriat ahkamına aykırı hususları yapamaz. Mubahı haram yapamayacağı gibi, haramı da helal kılamaz.

MADDE - 38: Halife için sınırlı bir müddet yoktur. Halife, devlet işlerini yürütmeye kadir kaldığı, şer’î hükümleri koruyup uyguladığı müddetçe, halifelik konumundan kendisini çıkaracak şekilde bir değişiklik olmadıkça halife olarak kalır. Aksi halde böyle bir değişiklik meydana gelirse derhal azledilmelidir.

MADDE - 39: Halifenin halini değiştirip halifeliğinden çıkmasına sebep olan hususlar şunlardır:

A- Halifeliğin in'ikad şartları bozulursa, irtidad, açık bir fısk, delilik veya bunun benzerleri gibi… Çünkü bu şartlar, in'ikad ve halifelik makamında devam edebilme şartlarıdır.

B- Hangi sebepten olursa olsun devlet işlerini yürütmekten aciz olmak.

C- Kendi görüşüyle, şeriata uygun olarak, müslümanların işlerini yürütmekten aciz kılan bir tasallut altında kalması… Bu takdirde kendi görüşüyle şer’î hükümlere göre müslümanların işlerini yürütmekten aciz kılacak derecede bir tesire maruz kalırsa hükmen devlet işlerini yürütmekten aciz sayılır. Bu halde halifelik makamından düşer. Bu da şu iki halde düşünülür:

Birinci Hal: İç çevresinden bir veya bir kaç kişi kendisine musallat olarak işlerin yürütülmesine hükmederler. Eğer bunların tasallutundan kurtulmak ümidi varsa belirli bir süre uyarılır. Buna, rağmen bunların tasallutları kaldırılmamışsa görevden alınır. Şayet esasen kurtuluşu umulmuyorsa derhal görevden alma yoluna gidilir.

İkinci Hal: Ya bilfiil esir olmak ya da tesiri altına girmek suretiyle galip bir düşman eline esir düşmektir. Bu halde bakılır. Eğer kurtulması ümit ediliyorsa, kurtuluşundan ümit kesilinceye kadar süre verilir. Ve ümit kesildikten sonra görevden alınır.

MADDE - 40: Halifenin görevden alınmasında, kendisini halifelikten çıkaracak kadar değişip değişmediği hususundaki kararı yalnız Mezalim Mahkemesi verir. Yine ihtar ve azl yetkisi yalnızca bu mahkemeye aittir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

6/2/2006 ·

YÖNETİM NİZAMI

MADDE - 16: Yönetim nizamı vahdet/birlik esasına dayanır. Federal bir nizam değildir.

MADDE - 17: Yönetim merkezidir. İdare ise merkezi değildir.

MADDE - 18: Şu dört kişi yönetici sayılır: Halife, Tefviz Muavini, Vali ve Amil. Bunların dışındakiler yönetici değil, görevli sayılırlar.

MADDE - 19: Yönetimi veya yönetimden sayılan herhangi bir işi yürütecek kimse ancak hür, fasık olmayan adaletli, erkek bir Müslüman olmalıdır.

MADDE - 20: Yöneticilerin muhasebesi müslümanların haklarından biri olup, üzerlerine farz-ı kifayedir. Devletin yönetimi altında bulunan müslüman olmayanların, yöneticilerin kendilerine yaptıkları zulmü veyahut kendi üzerlerine İslâm hükümlerini kötü şekilde tatbik etmelerini, şikayet etme hakları vardır.

MADDE - 21: İslâm akidesi temeline dayanarak, benimsenecek hükümler şer’î hükümler olmak şartıyla, yöneticilerden hesap sormak veya ümmet yoluyla yönetime ulaşmak için siyasi partiler kurmak müslümanların hakkıdır. Partilerin kurulması için hiç bir izne ihtiyaç yoktur. İslâm esası dışında her türlü kitleleşme yasaklanır.

MADDE - 22: Yönetim nizamı şu dört temel üzerine kuruludur:

1- Hakimiyet halkın değil, şeriatındır.

2- Otorite (yönetme yetkisi) ümmetindir.

3- Bir halife nasb etmek, müslümanlara farzdır.

4- Şer’î hükümleri benimseyerek anayasa ve diğer kanunları belirlemek yalnızca halifenin hakkıdır.

MADDE - 23: Devlet teşkilatı şu sekiz temel üzerine kuruludur.

Halife

Tefviz Muavini

Tenfız Muavini

Cihad Emiri

Kaza/Yargı

Valiler

İdari Teşkilat

8- Ümmet Meclisi

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »